İnsanlığın bittiği olay: ”Ruanda Katliamı”

0
2043

[wysija_form id=”1″]

Ruanda katliamı ile ilgili hazırlanmış ”Ruanda” filminin incelenmesi ve Ruanda katliamı gerçekleri

İnsanlığın bittiği olay: ”Ruanda Katliamı”
Hutular ve Tutsiler Kimler ?

      19. yüzyıl da Afrika da kurulan Ruanda krallığı kurulduğu dönemde Afrika’nın en güçlü devletlerinden bir tanesidir. Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan bu ülke de zamanla hayvancılık ile geçinenlere ‘Tutsi’, tarım ile geçimini sağlayanlara ‘ Hutu ‘ denilmiştir. Bir Tutsi, hayvancılığı terk edip tarıma geçerek ‘Tutsi’ olabilirdi. Ayrıca konuştukları dil aynı, birbirinden farklı ırklara mensupta değildiler. Her şey Belçikalıların ülkeyi işgal etmesiyle başlamıştır.

     Tutsi kralı ile anlaşan Belçika Tutsilerin elini güçlendirmiştir. Tutsiler yöneten ırk, Hutular yönetilen sınıf olarak finanse etmiştirler. Her birine kimlik kartlarının dağıtılmasıyla bu ırk ayrımını açık tenli uzun boylu farkını dahil ederek ırk ayrımını oluşturmuşturlar.

     1950 yılından 1994 yılına kadar bu iki aynı ırk güç yarışına farklı siyasi destekler ile aralarında mücadele etmiştirler. 1990 yılında Tutsilerin kurduğu Ruanda Yurtsever Cephesi, iddia ettikleri Ruanda topraklarını işgalle başlamıştır. Hutu toprakların da ölümlere sebebiyet vermeleriyle Hutular Tutsilere karşı cephe almalarına neden olacaktır. İlk Hutu başkanının iddia edilene göre Tutsiler tarafından öldürülmüş olması Hutuları, Tutsilere karşı olmalarına neden olmuştur.

        Yeryüzünün şahit olduğu ama insanoğlunun duymadığı en kanlı katliamı konu alan film 1994 yılın da ben daha doğmamışken, dünyanın bir kıtasında farklı ırklara mensup olduğuna inandırılmış, aynı ırka mensup insanların birbirini öldürdüğü, katliam bittiğin de geride 1 milyondan fazla kişinin öldüğü iç savaştır. Bu olaylar zinciri yukarıda da bahsettiğim gibi Avrupalıların kendi dillerini ve dinlerini pazarladığı karşılığında kaynaklarını taşıdığı Afrika kıtasında gerçekleşmiştir. Ruanda fakir peki neden fakir olan Ruanda da dış unsurların etkisi ile katliam meydana geldi ? Güzel bir soru bu. 1992 yılında Amerika Dış İşleri Bakanı yardımcısı ile Hutu komutanının görüşmesin de Hutulu general bakana şöyle cevap verir:’’ Ülkemizde işinize yarar kaynak yok. Neden müdahale edesiniz?’’ Bu cevap generalin katliamı yapmakta haklı olduğunu elbet göstermez. Bu cevap BM’nin ve kuklalarının yardım kriterini gözler önüne seriyor. Ne kadar da acı bir tablo. Yorumsuz…….
Filmde dikkati mi çeken 2 cümle var. Bu cümleleri duyduğumda filmin devamında neler olacağına dair çıkarımlarda yaptım. İlk cümle ‘Bizler barışı sadece korumakla görevliyiz. Bizden barışı sağlamamızı beklemeyin.’ ikinci cümle ise ‘ Bizler sizi hiçbir şekilde önemsemiyoruz. Siz zenci bile değilsiniz hiçbir değeriniz yok. Sadece Afrikalısınız.’ Ben daha doğmamışken, zenci bile olmayan(!) bu insanlar dış güçlerin elim oyunları sonucunda birbirini kestiler. Evet yanlış okumadınız. Silah alacak parası olmayan bu insanlar Çin’den pala satın aldılar. ( Hutular ) Devamını yazmama gerek yok sanırım.

     Bu iç savaşı anlatan 3 filmden biri olan ‘Hotel Rwanda’, iç savaş sırasında Ruanda sınırlarında bulunan Avrupalı turistlerin konforu için yapılan ( Belçikalılara ait ) lüks otelde çalışan Paul Rusesabagina’nın kendisini, ailesini ve otele sığınan Tutsi, Hutu ayrımı yapmaksızın tüm sığınmacıları otele kabul ederek, onlar için yaptığı mücadeleleri anlatır. Filmin başlangıcında Paul’un bu mücadelenin neresinde olacağını ve neler yapacağı bende hep merak uyandırdı. Çünkü kendisi Hutu eşi Tutsi. Çok güzel anlaşan bu çift filmi izleyenlere ders verir nitelikte!
Her savaşta her katliamda kendini siper eden biricik annelerimiz bu filmde unutulmamış. Küçücük çocukları korumak için her şeyi yapmaya hazırlar. Ancak herkesi öldürmeye odaklanmış gerici zihniyet kimliklerde ki ilk harfe göre hüküm veriyor: H veya T İnsanların bu şekilde birbirini öldürmesi çok acı. Ne yazık ki çocukların öldürülmediği hiçbir katliam yokt. Kendilerini kaptırmış Hutular gerçekte aynı ırktan geldiği Tutsi çocuklarını gelecek nesilleri yok etmek amacıyla acımasızca öldürmüştürler.

     Filmde Paul’un mücadelesini gösterse de filmin başlangıcından sonuna kadar tarihi gerçeklere bağlı kalıp olay zincirini o doğrultuda göstermeleri ve ana tema olan iç savaşı bize her sahnesiyle farklı bir şekilde, izleyiciyi sıkmadan yansıtıyor. Her olay da film Ruanda katliamından çok, katliamların ne kadar kötü ve ders çıkarılması gereken şeyler olduğunu vurguladığını düşünüyorum. Ancak iki ayaklı insanlar tarihten, geçmişten ders çıkarmamakta ısrarcı. ( Bakınız : Srebrenitsa Katliamı)
Sosyal medya yaşamımızın her alanın da! Sosyal medyanın 1994 yılın da Afrika da ne işi mi var ? Radyo ! İnsanları yönlendirmek ve bizleri kötü emellere alet etmek için hangi yöntemler ile nasıl kullanıldığını çok güzel gösteriliyor. Her radyo sahnesinde dikkatimi seslere verdim. O konuşmaların insan üzerinde etkisi ok fazla. Radyo yayını sonrası BM konvoyuna insanlar saldırınca benim aklıma Sütçü İmam geldi. Sütçü İmam’ın vaaz sırasında değil de radyodan Fransız direnişi kırılmadan cami de namaz kıldırmayacağını söyleme imkanı olsaydı hiç şüphesiz direniş daha da fazla olurdu. Radyo hakkında bir başka örnek ise çok daha korkunç boyutta. Amerika’nın Irak ‘ı işgali esnasında radyoda yapılan Kur’an yayınının altında Iraklıların bilinçaltına ‘’direnmeniz faydasız’’ gibi mesajlar verildiğidir.

     Film de birçok yerde neyi anlatmaya çalışıyor sorusunun cevabını bulmakta baya zorlandım. Otelin ne kadar lüks olduğunu anlattı, otelde ki sığınmacıları Belçikalı iş adamının Fransa Cumhurbaşkanını telefon etmesiyle nasıl hayatta kaldıklarından bahsetti. ( Hutuları destekleyen Belçika olduğunu hatırlatmak isterim ) BM’nin o katliama dur demediğini ama o katliamdan kaçmak isteyenlere yardımcı olmaya çalıştığını anlattı. Son olarak katliamın ne derecelere ulaştığını gerçekçi örnekler ile gösterdi.

     Soykırımlar ile Dünya yüz yıllardır mustarip olmuştur. Bu kötü olayları yaşayan milletler kendilerine yıllar sonra biz ne yaptık sorusunu soruyor olsalar da iş işten geçmiş 1 milyondan fazla insan ölmüştür. Bosna katliamı ve daha niceleri buna örnektir. Bilinçli düşünen nesiller yetiştirmeliyiz. İnsanların kafası büyük olunca farklı soy ağacına mensup olabileceğini düşünen nesil varsa o toplumun temelinde patlamaya hazır dinamit ver demektir.

     Sonuç olarak soykırım, insanların karşılıklı çıkar çatışmalarını sindiremeyip, birbiri üzerinde farklı iddialardan yola çıkıp, haklı olduklarını savunup karşı düşünceleri tamamen yok etme amacıyla girişilen sonu acılarla biten olaydır.

    Bu filmde her türlü olumsuzluklara rağmen verilen mesajlar önem taşımaktadır. İnsanların yukarılı, aşağılı, kalın burunlu, kısa boylu gibi nitelikler ile ayırıp tarafları birbirine düşürüp o topraklara egemen olmanın emperyalist güçlerin birinci hedefidir. Böl, parçala ve yönet! Bu oyunlara alet olmamak için okumalıyız! Çalışmayan milletlerin önce dillerini sonra kültürlerini yok ederler. Ne yazık ki bu olaylar karşımıza farklı zamanlarda, farklı yerlerde farklı insanlar üzerinde tekerrür etmiştir. Yurdumuzun değerinin farkında olmalı, taşı toprağı altın olan ülkemizin ilerlemesi ve kalkınması için biz öğrenciler olarak yılmadan mücadele etmeliyiz.

MESUT BAŞDOĞAN
AMASYA ÜNİVERSİTESİ

mesut@mesutbasdogan.com.tr
Saygılarımla

CEVAP VER