<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih arşivleri &#187; BilgeSeli Bilgeseli – Tarih, Psikoloji, Teknoloji ve Düşünce</title>
	<atom:link href="https://bilgeseli.com/tag/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilgeseli.com/tag/tarih/</link>
	<description>Bilgiyle Yola Çık, Bilgeseliyle Kal.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Dec 2024 06:50:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Stratejileri</title>
		<link>https://bilgeseli.com/osmanli-imparatorlugunun-askeri-stratejileri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=osmanli-imparatorlugunun-askeri-stratejileri</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilgesefir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2025 16:57:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savaşlar ve Katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih, Strateji ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı askeri gücü]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı askeri yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı'nın gücü]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilgeseli.com/?p=9939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Stratejileri: Osmanlı İmparatorluğu, 14. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar geniş bir coğrafyada hüküm sürmüş, askeri ve siyasi alanda büyük başarılar elde etmiş bir devletti. Osmanlı&#8217;nın bu başarısında, uyguladığı askeri stratejiler büyük rol oynamıştır. Bu makalede, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri stratejilerini inceleyerek, bu stratejilerin imparatorluğun başarısındaki etkilerini ele alacağız. Osmanlı Askeri Yapısının Temelleri Öncelikle, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://bilgeseli.com/osmanli-imparatorlugunun-askeri-stratejileri/">Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Stratejileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://bilgeseli.com">BilgeSeli</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Stratejileri: Osmanlı İmparatorluğu, 14. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar geniş bir coğrafyada hüküm sürmüş, askeri ve siyasi alanda büyük başarılar elde etmiş bir devletti. Osmanlı&#8217;nın bu başarısında, uyguladığı askeri stratejiler büyük rol oynamıştır. Bu makalede, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri stratejilerini inceleyerek, bu stratejilerin imparatorluğun başarısındaki etkilerini ele alacağız.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Osmanlı Askeri Yapısının Temelleri</strong></h5>



<p>Öncelikle, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri yapısının temellerini anlamak gerekmektedir. Osmanlı ordusu, çeşitli unsurlardan oluşur ve bu unsurlar, imparatorluğun askeri gücünü dinamik ve etkili kılar. Merkezde yer alan Yeniçeri Ocağı, Osmanlı ordusunun bel kemiğini oluşturur. Disiplinli ve profesyonel bir ordu olan Yeniçeriler, savaşlarda kritik roller üstlenirler. Her ne kadar Yeniçeri Ocağı, zamanla bazı sorunlarla karşılaşsa da, uzun bir süre boyunca Osmanlı&#8217;nın en güçlü askeri birliği olmayı sürdürür. Bunun yanı sıra, Osmanlı askeri yapısında Tımarlı Sipahiler de önemli bir yer tutar. Tımarlı Sipahiler, devlet tarafından kendilerine tahsis edilen topraklardan elde ettikleri gelirle, barış zamanında tarımla uğraşır ve savaş zamanında ise atlı birlikler olarak orduya katılırlar. Bu sistem, Osmanlı&#8217;nın hem ekonomik hem de askeri gücünü dengeli bir şekilde kullanmasına olanak tanır. Ayrıca, Tımarlı Sipahilerin geniş bir coğrafyaya yayılması, imparatorluğun farklı bölgelerinde hızlı bir şekilde asker toplayabilmesini sağlar.</p>



<p>Eyalet Askerleri, Osmanlı askeri yapısının bir diğer önemli unsurudur. Eyalet askerleri, imparatorluğun farklı bölgelerinden gelen ve yerel beyler tarafından yönetilen askerlerdir. Bu askerler, Osmanlı ordusunun yerel savunma ve düzen sağlama işlevlerini yerine getirirler. Eyalet askerlerinin varlığı, Osmanlı&#8217;nın geniş topraklarında merkezi otoriteyi sürdürmesine yardımcı olur.</p>



<p>Ayrıca, Akıncılar, Osmanlı askeri stratejisinde önemli bir rol oynar. Akıncılar, düşman topraklarına hızlı ve beklenmedik saldırılar düzenleyerek, düşmanı yıpratır ve zayıflatırlar. Akıncı birlikleri, Osmanlı&#8217;nın fetih politikalarının ve sınır güvenliğinin vazgeçilmez unsurlarından biri olarak görev yaparlar.</p>



<p>Öte yandan, Osmanlı donanması da askeri yapının temel taşlarından biridir. Deniz gücü, Osmanlı&#8217;nın Akdeniz, Karadeniz ve Hint Okyanusu&#8217;nda hakimiyet kurmasına olanak tanır. Donanma, özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde büyük bir güç haline gelir. Osmanlı denizcileri, Barbaros Hayreddin Paşa gibi ünlü kaptanlar önderliğinde, birçok zafer kazanır ve denizlerde Osmanlı&#8217;nın hakimiyetini pekiştirirler.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Fetih Politikaları</strong></h5>



<p>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri stratejilerinin başında fetih politikaları gelmektedir. Osmanlılar, genişlemeci bir politika izleyerek, Anadolu&#8217;dan başlayıp Balkanlar&#8217;a, Orta Doğu&#8217;ya ve Kuzey Afrika&#8217;ya kadar geniş bir coğrafyayı fethettiler. Fetihlerde hızlı hareket etme, düşmanı şaşırtma ve psikolojik üstünlük sağlama gibi stratejiler uyguladılar. Ayrıca, fethedilen bölgelerde halkın gönlünü kazanmak için adil ve hoşgörülü bir yönetim sergilediler.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Kuşatma ve Savunma Taktikleri</strong></h5>



<p>Osmanlılar, kuşatma ve savunma taktiklerinde de ustalaşmışlardı. İstanbul&#8217;un fethinde kullanılan büyük toplar, Osmanlıların kuşatma teknolojisindeki yenilikçi yaklaşımlarını gösterir. Aynı şekilde, savunma stratejilerinde de başarılı oldular. Osmanlı kaleleri ve hisarları, hem savunma hem de lojistik merkezler olarak önemli roller oynadı. Ayrıca, düşmanın lojistik hatlarını keserek, onları zayıflatma stratejisini sıkça kullandılar.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Deniz Gücü ve Stratejileri</strong></h5>



<p>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri stratejilerinin bir diğer önemli ayağı deniz gücüydü. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Osmanlı donanması Akdeniz&#8217;de büyük bir güç haline geldi. Barbaros Hayreddin Paşa gibi ünlü denizciler, Osmanlı deniz gücünün simgeleri oldular. Denizlerde hakimiyet kurarak, ticaret yollarını kontrol ettiler ve düşmanlarını denizden de baskı altına aldılar.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>İttifaklar ve Diplomasi</strong></h5>



<p>Osmanlı İmparatorluğu, askeri stratejilerini desteklemek için ittifaklar ve diplomasiye de büyük önem verdi. Düşmanlarına karşı denge politikası izleyerek, güçlü ittifaklar kurdular. Örneğin, Fransızlarla yaptıkları ittifak, Avrupa&#8217;daki güç dengelerini Osmanlı lehine değiştirdi. Diplomasi, savaş öncesi ve sonrası stratejilerde kritik bir rol oynadı.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>İstihbarat ve Keşif</strong></h5>



<p>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri başarılarının arkasındaki bir diğer önemli faktör istihbarat ve keşif faaliyetleriydi. Osmanlılar, savaş öncesinde düşmanın hareketlerini ve planlarını öğrenmek için casus ağları kurdular. Ayrıca, keşif birlikleri göndererek, düşmanın zayıf noktalarını tespit ettiler. Bu bilgiler, savaşın seyrini değiştirecek stratejik kararlar almalarına yardımcı oldu.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Askeri Reformlar ve Yenilikler</strong></h5>



<p>Osmanlı İmparatorluğu, askeri alanda sürekli yenilikler ve reformlar yaparak, ordusunu güncel tuttu. Özellikle III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde, Avrupa tarzı askeri reformlar gerçekleştirildi. Nizam-ı Cedit ordusu gibi yeni askeri birlikler oluşturuldu. Bu reformlar, Osmanlı ordusunun modern savaş tekniklerine uyum sağlamasını kolaylaştırdı.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Savaşın Psikolojik Boyutu</strong></h5>



<p>Son olarak, Osmanlı İmparatorluğu, savaşın psikolojik boyutuna da büyük önem verdi. Savaş öncesinde ve sırasında düşmanın moralini bozacak çeşitli stratejiler uyguladılar. Hızlı ve beklenmedik saldırılarla düşmanı şaşırtarak, psikolojik üstünlük sağladılar. Ayrıca, propaganda faaliyetleriyle halkın desteğini kazandılar ve düşmanın içten zayıflamasını sağladılar.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong>Sonuç</strong></h5>



<p>Sonuç olarak, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri stratejileri, imparatorluğun başarısında ve uzun ömürlü olmasında büyük rol oynamıştır. Fetih politikaları, kuşatma ve savunma taktikleri, deniz gücü, ittifaklar ve diplomasi, istihbarat ve keşif faaliyetleri, askeri reformlar ve savaşın psikolojik boyutu gibi stratejiler, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri başarısının temel taşlarını oluşturmuştur. Bu stratejiler, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun geniş coğrafyalara hükmetmesini ve yüzyıllar boyunca ayakta kalmasını sağlamıştır. Osmanlı askeri stratejilerini anlamak, sadece geçmişteki başarıları incelemekle kalmaz, aynı zamanda modern askeri stratejilere de ışık tutar.</p>



<p>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri stratejilerini daha derinlemesine incelemek, tarih boyunca askeri başarıların ardındaki dinamikleri anlamamıza yardımcı olur. Bu kapsamda, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun askeri dehasını ve yenilikçi yaklaşımlarını takdir etmek, askeri tarih ve strateji alanında değerli bir perspektif sunar.</p>



<p class="has-text-align-center"><strong><em><a href="https://bilgeseli.com/osmanli-devletinde-rumuzlar-osmanli-diplomasisi/">Osmanlıda Rumuz Kullanımı Başlıklı Yazımızı Okumalısınız 🙂 </a></em></strong></p>



<p></p>



<p></p>
<p><a href="https://bilgeseli.com/osmanli-imparatorlugunun-askeri-stratejileri/">Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Stratejileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://bilgeseli.com">BilgeSeli</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Latin Harflerine Geçiş Süreci</title>
		<link>https://bilgeseli.com/latin-harflerine-gecis-sureci/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=latin-harflerine-gecis-sureci</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[bilgesefir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2024 18:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Devrimler ve Siyasi Hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Tarihinde Dönüm Noktaları]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih, Strateji ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Harflerine Geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Harflerine Geçiş Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Harf İnkılabı]]></category>
		<category><![CDATA[Harf İnkılabına Geçiş Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[harf inkılabının amacı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bilgeseli.com/?p=3593</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#160;Latin Harflerine Geçiş Süreci &#160; &#160; &#160; &#160; &#160;Latin Harflerine Geçiş; Alfabe, bir dilin seslerini karşılayan şekillerin oluşturduğu sistemin adıdır. Türkler bilinen tarihiyle VIII. yy’dan başlayarak Şamanizm, Budizm, Brahmanizm, Hıristiyanlık, Manilik, Musevilik, İslamlık gibi değişik dinlerin etkisiyle; Hint, Çin, Arap ve batı gibi çeşitli kültür çevrelerinin etkisiyle birbirinden farklı 17 değişik alfabe kullanmışlardır. (Rekin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://bilgeseli.com/latin-harflerine-gecis-sureci/">Latin Harflerine Geçiş Süreci</a> yazısı ilk önce <a href="https://bilgeseli.com">BilgeSeli</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading" id="h-latin-harflerine-gecis-sureci"><strong>&nbsp; &nbsp;Latin Harflerine Geçiş Süreci</strong></h2>



<div>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Latin Harflerine Geçiş; Alfabe, bir dilin seslerini karşılayan şekillerin oluşturduğu sistemin adıdır. Türkler bilinen tarihiyle VIII. yy’dan başlayarak Şamanizm, Budizm, Brahmanizm, Hıristiyanlık, Manilik, Musevilik, İslamlık gibi değişik dinlerin etkisiyle; Hint, Çin, Arap ve batı gibi çeşitli kültür çevrelerinin etkisiyle birbirinden farklı 17 değişik alfabe kullanmışlardır. (Rekin 25.)</div>



<h5 class="wp-block-heading" id="h-alfabe-degisikliklerinin-gerekcelerini-uc-ana-maddede-toplamak-mumkundur"><span style="color: #ff0000;">Alfabe değişikliklerinin gerekçelerini üç ana maddede toplamak mümkündür:</span></h5>



<h6 class="wp-block-heading" id="h-1-din-degistirme-kulturel-degisimin-onemli-etkenlerinden-birisi-de-din-degistirmedir-ayni-etnik-kokene-sahip-olan-pek-cok-topluluk-degisik-dinlere-mensubiyetleri-dolayisiyla-farkli-alfabeler-kullanmislardir-yahudi-araplarin-ibrani-hiristiyan-araplarin-suryani-ve-musluman-araplarin-da-arap-yazisini-kullanmaktaydilar-turklerin-tarihte-belli-zamanlarda-gokturk-uygur-ve-arap-asilli-alfabeleri-kullanmalari-bu-sebeple-olmustur"><span style="color: #ff0000;">1. Din Değiştirme</span>: Kültürel değişimin önemli etkenlerinden birisi de din değiştirmedir. Aynı etnik kökene sahip olan pek çok topluluk, değişik dinlere mensubiyetleri dolayısıyla farklı alfabeler kullanmışlardır. Yahudi Arapların İbrani, Hıristiyan Arapların Süryani ve Müslüman Arapların da Arap yazısını kullanmaktaydılar. Türklerin tarihte belli zamanlarda Göktürk, Uygur ve Arap asıllı alfabeleri kullanmaları bu sebeple olmuştur.</h6>



<h6 class="wp-block-heading" id="h-2-sosyal-durum-degisikligi-baska-milletlerin-idaresi-altina-girmek-ya-da-hakim-milletin-kulturel-empozesi-sonucu-ortaya-cikmis-olabilir-gunumuzde-turklerin-turkiye-disinda-turk-cumhuriyetleri-yunanistan-arap-ulkeleri-vb-degisik-ulkelerde-degisik-alfabeleri-kullanmalari-gibi-rekin-26"><span style="color: #ff0000;">2. Sosyal Durum Değişikliği:</span>  Başka milletlerin idaresi altına girmek ya da hakim milletin kültürel empozesi sonucu ortaya çıkmış olabilir. Günümüzde Türklerin Türkiye dışında (Türk Cumhuriyetleri, Yunanistan, Arap Ülkeleri vb.) değişik ülkelerde değişik alfabeleri kullanmaları gibi. (Rekin 26)</h6>



<h6 class="wp-block-heading" id="h-3-farkli-kultur-ve-medeniyet-ortamina-gecme-bu-degisimde-gelismis-milletlerin-kulturel-seviyelerinin-alfabeden-kaynaklandigi-dusuncesi-rol-oynamistir-bu-dusunce-19-yuzyilda-dogu-toplumlarinda-baslamistir-turk-harf-devrimi-nin-de-dusunce-alt-yapisini-kuran-en-onemli-etkendir"><span style="color: #ff0000;">3. Farklı Kültür ve Medeniyet Ortamına Geçme:</span> Bu değişimde, gelişmiş milletlerin kültürel seviyelerinin alfabeden kaynaklandığı düşüncesi rol oynamıştır. Bu düşünce  19. yüzyılda Doğu toplumlarında başlamıştır.  Türk Harf Devrimi’nin de düşünce alt yapısını kuran en önemli etkendir. </h6>



<div style="text-align: justify;">&nbsp;</div>



<div style="text-align: justify;"><strong>Bizde alfabe değişikliğini hazırlayan süreçte yapılan tartışmalar iki ana başlıkta değerlendirilebilir.</strong></div>



<div style="text-align: justify;"><strong>Bunlar :</strong></div>



<div style="text-align: justify;"><strong>a. Batılılaşma.</strong></div>



<div style="text-align: justify;"><strong>b. Yazının yetersizliği.</strong></div>



<p>Cumhuriyetin kuruluş yılları, yeni rejimle birlikte bir ulusal kimliğin de adeta yeni baştan tasarlandığı&nbsp;yıllardır. Cumhuriyet devrimlerinin temel ilkesi, siyasal ideolojiye uygun toplumsal&nbsp;ve kültürel dönüşümleri gerçekleştirmektir. Harf devrimi de okuryazarlığı yaygınlaştırmanın&nbsp;yanı sıra kültürel dönüşümleri gerçekleştirmek için alınmış radikal bir karardır.</p>



<p>Latin alfabesine geçiş süreci 1928 yılının ikinci yarısında başlamaktadır. Latin Harfleri Kanunu 1 Kasım 1928, basının Latin harflerine geçtiği 1 Aralık 1928 ve Millet Mektepleri’nin açıldığı 1 Ocak 1929 tarihleri  önemli dönüm noktalarıdır.</p>



<p>Haziran 1928’den Şubat 1929’a kadar geçen dönemde gazetelerde tekil tarama yönteminde içerik analizleri yapılmıştır. Döneme ait Cumhuriyet, Milliyet, İkdam, Son Saat ve Hakimiyeti Milliye gazetelerine ulaşılmıştır. Dönemin en önemli kitle iletişim aracı olan gazetelerdir. Gazeteler yeni yazının geniş kitlelere yayılması ve benimsetilmesi için büyük bir görev düştüğü görülmektedir. Gazeteler, bir yandan yeni yazıyı öğrenirken bir yandan da okurlarına öğretme gayreti içindedir. Okur kaybetme kaygısının ötesinde gazetelerin adeta bir okul/öğretmen misyonuyla yeni alfabeyle okuma-yazma seferberliğine destek verdikleri görülmektedir.</p>



<p>12 Temmuz 1928’de Yeni Türk Alfabesi projesinin tamamlandı. Yeni Dil Heyeti tarafından yapılan basın aracılığıyla duyuruldu. Ardından, Mustafa Kemal Paşa, çalışmaları daha yakından takip etmek ve hızlandırmak için komisyonu İstanbul’a çağırdı. Otuz altı günlük çalışmanın ardından hazırlanan kırk bir sayfalık rapor Paşa’ya takdim edildi. </p>



<p>6 Ağustos 1928’de Galatasaray Lisesi’nde Maarif Vekili Mustafa Necati Bey’in başkanlığında toplantı yapılmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle alfabe yeniden ele alındı. Bazı değişiklikler yapılarak Türkçe’nin seslerini karşılayabilecek duruma getirilmeye çalışıldı. Gerçekleştirilen çalışmalarla Arapça ve Farsça kelimelerdeki sesleri karşılamak üzere konulan harflerin çıkarılmasına karar verildi. 4-5 Ağustos 1928 gecesi Dolmabahçe’den İsmet Paşa’ya yazdığı mektupta “Harflere son şekli vermek için komisyon üyeleriyle anlaştığını, teklif ettiği ve değiştirdiği noktaların komisyonca da uygun karşılandığını” bildirmişti. Böylece hazırlıklar tamamlanmış, sıra durumu kamuoyuna açıklamaya gelmişti. Bunun için de CHP’nin 8-9 Ağustos gecesi Sarayburnu’nda düzenlediği eğlence güzel bir fırsattı.</p>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-sarayburnu-aciklamasi"><b>Sarayburnu Açıklaması</b></h4>



<div style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Atatürk, eğlence ve gösterileri seyrederken eline aldığı kağıtlara Latin harfleriyle bir&nbsp;şeyler yazmıştı. Ardından da memnuniyetini ortaya koyan bir konuşma yaptı. Sonra elindeki kâğıtları Falih Rıfkı’ya vererek yüksek sesle okumasını emretti:</div>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<div><i>İstanbul halkının bu geceki ictimaına beni iştirak ettirdiğiniz için çok teşekkür ederim.Her zaman, her yerde olduğu gibi, bu gece burada da halk ile karşı karşıya geldiğim anda, büyük, azametli bir kuvvetin tesiri altında kaldığımı duydum.</i></div>



<div><i>Bu kuvvet nedir?</i></div>



<div><i>Türk harflerinin, Türk ictimaî heyetini teşkil eden yüksek insanların, kalp menbalarından yükselen hislerin, arzuların, heyecanların, kasdlerin bir noktada, bir hedefte, bir gayede birleşmesidir.</i></div>



<div><i>&#8230;&#8230;.</i></div>



<div><i>Artık mazinin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları tashih edeceğiz. Hataların tashih olunmasında bütün vatandaşların faaliyetini isterim. En nihayet bir sene, iki sene içinde bütün Türk heyet-i ictimaiyyesi yeni harfleri öğreneceklerdir. Milletimiz yazısıyla, kafasıyla, bütün alem-i medeniyyetin yanında olduğunu gösterecektir.”</i></div>
</blockquote>



<div style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Çalışmaların sonucu itibariyle, aylar süren çalışmalardan sonra, tasarlanan Türk alfabesi halka açıklanmış oldu.&nbsp;Bundan sonra çıktığı gezilerde yeni Türk harflerini tanıtmak için büyük çaba gösterdi, bizzat öğreticilik ve önderlik etti.</div>



<div style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; 23 Ağustos 1928 günü Ertuğrul yatıyla Tekirdağ’a, 1 Eylül 1928’de Çanakkale-Arıburun’a, 2 Eylül Gelibolu’ya, 14 Eylül’den sonra da Karadeniz ve İç Anadolu seyahatlerine çıkmış ve uğradığı her yerde beldenin resmî görevlilerini, ileri gelenlerini, halkını yeni harfleri öğrenmeye teşvik etmişti.&nbsp;Buralarda halka yeni harfleri öğretirken onların şikayetlerini de dinlemiş, <b>kh</b>, <b>gh</b> olarak çift harfle gösterilen ön damak ünsüzlerinin karışıklığa sebep olduğunu ihtiva eden bir yazıyı Başvekalete göndermişti. Bu türlü karışıklıkların hazırlanmakta olan imla lügatiyle çözümleneceği ifade edilmişti.</div>



<div style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Dil Encümeni tarafından tespit edilmiş olan ve Dolmabahçe toplantılarında uygulamaları yapılan, 29 harfli <i><span style="color: #ff0000;">“</span><b><span style="color: #ff0000;">Yeni Türk Alfabesi</span>”</b></i>bir kanun tasarısı hâlinde üç milletvekilinin imzasıyla 31 Ekim 1928’de meclis başkanlığına verildi ve ertesi gün, yani 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edildi, 3 Kasım 1928 günü de Resmî Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi.</div>



<div style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun” adını taşıyan 11 maddelik bu kanunun ilk maddesi şöyleydi:</span></div>



<div style="text-align: justify;">Madde 1- Şimdiye kadar yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine Latin esasından alınan ve merbut cetvelde şekilleri gösterilen harfler (Türk Harfleri) unvan ve hukuku ile kabul edilmiştir.</div>



<div style="text-align: justify;">&nbsp;</div>



<div style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; 1 Kasım 1928, Türkiye Türkleri için basit bir alfabe değişikliğinin tarihi değil, aynı zamanda, yaklaşık dokuz asırlık bir tarihî devrenin kapanarak yeni bir devrin başladığının da tarihiydi.</div>



<h4 class="wp-block-heading" id="h-notlar"><strong>NOTLAR</strong></h4>



<p><span style="text-decoration: underline; color: #ff0000;"><strong>1- </strong></span>Latin alfabesine geçiş tartışmaları Tanzimat’a kadar uzanmaktadır. Antepli Münif Efendi,&nbsp;1862 yılında bir konferansta Arap harflerinin yazılış ve okunuşunun kolaylaştırılmasından&nbsp;yana olduğunu belirtmiştir. Tanzimat döneminde Arap alfabesinin değiştirilmesinden&nbsp;çok ıslahına yönelik fikirler benimsenirken, 2. Meşrutiyet döneminde ıslah çalışmalarının&nbsp;ilk resmi girişimi olarak 1909’da İmla Komisyonu oluşturulmuştur.</p>



<p>Sonuç itibariyle, Celal Nuri 1912 yılında yayımladığı Tarih-i İstikbal isimli kitabında Arap alfabesinin Türkçenin ruhuna uymadığını belirterek Latin harflerine geçilmesini istemektedir</p>



<p><span style="color: #ff0000;">2-   <span style="color: #000000;">Sevgili Gazi babamıza,</span></span></p>



<p><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;">Yeni türk harflerile yapdığınız büyük inkılaba minnetle müteşekkiriz. Hiç okuyup yazma bilmeden yeni harflerle bir hafta zarfında okuyup yazma öğrendik. Son tadilat hasabile bu inkılabı tahkim buyurdunuz. Ancak (k, kh) harfleri bizi şaşırtıyor. Buna bir çare bulmak i bütün milleti bu müşkülden de kurtarırsanız bütün Türkler pek az zamanda okur yazar olacaklardır. Cür’etimizi hürmet ve muhabbetlerimizle bağışlamanızı istirham eyleriz sevgili Gazi babamız. Gazozcu Haydar, Tuhafiyeci Yahya, Zahireci İsmail, Zahireci Hasan, Zahireci Adil, Zahireci Bekir Ali, Zürradan Hüseyin, Zürradan Etem, Zeytinci Sait, Zeytinci Mustafa, Bakkal Halit, Bakkal Osman.‛<br></span></span></p>



<p><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">Mustafa Kemal</span>’in bu <span style="text-decoration: underline;">mektuba verdiği cevap ise şöyledir</span>:</span><br></span></span></p>



<p><span>      Okuma ve yazmayı bir haftada öğrenmek gayreti gösterdiğinizden memnun oldum, tebrik ederim. Ancak Arabi ve farisi kelimelerde (k) ve (g)nin önlerine (h) gelmesi meselesile zihinlerinizi işgal ve teşviş etmeyiniz. </span>Tesbit edilmekte olan lügat bunu arzunuz vechile hal edecektir efendim. Reisicumhur.</p>



<p><span style="color: #ff0000;">3- </span>Kalın ve ince ‚ k‛ları, ‚g‛leri birbirinden ayırmak için ‚k‛ ile ‚g‛ nin önüne konulan ‚h&#8217; harfi kaldı-rılmıştır. Örneğin Khazım artık Kâzım; imkhan imkân, tatbikh tatbik olara yazılacaktır. Daha önce gazetelerde yazım kuralları anlatılırken kelimelerin aldığı eklerin ayrıldığı gö-rülmektedir. ‚Gelir-im, güzel-dir, gözünde-ki, Türkçe-dir‛ gibi kelimelerin sonuna gele eklerdeki ayırmaların kalktığı bildirilmektedir.</p>



<p>Latin Harflerine Geçiş süreci gösterilen gayretler neticesinde tamamlanmıştır.</p>
<p><a href="https://bilgeseli.com/latin-harflerine-gecis-sureci/">Latin Harflerine Geçiş Süreci</a> yazısı ilk önce <a href="https://bilgeseli.com">BilgeSeli</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
